SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

606 nolu Hadis’in İzahı:

 

Babımızın Ebu Hureyre hadîsini Buhârî «Gusül» ve «Namaz» bahislerinde; Ebu Dâvûd «Taharet» ve «Namaz» bahislerinde; Nesâî ile İbni Mâce dahî «Taharet» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.

 

İbni Mâce'nin rivâyetinde: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktı ve tekbîr aldı. Sonra cemaata işaret etti. Cemâat beklediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evine giderek yıkandı; başından su damlıyordu. Bu şekilde cemaata namaz kıldırdı. Namazdan çıkınca:                                                                 

«Ben sizin yanınıza cünûb olarak çıkmışım. Hakîkaten namaza duruncaya kadar bunu unutmuşum,» buyurdular.

 

Dâre Kutnî 'nin Hz. Enes'den rivayet ettiği bir hadîsde:

 

«Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza dâhil olarak tekbir aldı; biz de onunla beraber tekbîr aldık. Sonra cemaata (olduğunuz gibi durun!) diye işaret etti.» denilmektedir.

 

Bu babda îmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Alî 'den; Ebu Dâvûd, Ebu Bekre (Radiyallahû anh) 'dan hadîsler rivayet etmişlerdir. Ebu Bekre rivayetinde: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz sabah namazına dâhil oldu ve (yerinizde durun) diye cemaata işaret etti.» denilmişdir. Bu rivayetlerin birinde: «Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başından su damlayarak geldi ve cemaata namazı kıldırdı.» Mürsel olan diğer rivâyetde:

 

«Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekbîr aldı; sonra cemaata oturun diye işaret etti.» denilmektedir.

 

İbni Sîrîn, Ata' ve Rebî' b. Enes'in mürsel olarak rivayet ettikleri bir hadîsde de:

 

«Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaata oturun, diye işaret etti.» deniliyor.

 

Rivayetlerin bâzısından Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaza niyetlendiği, ondan sonra cünûb olduğunu hatırlayarak namazdan çıktığı; diğerlerinden ise tekbîr almak için ayağa kalktığı sırada cünûb olduğunu hatırladığı ve namaza niyetlenmeden evine giderek yıkandığı anlaşılıyor. Bu rivayetler birbirine münâfî olduğu için Ayni tercih cihetine gitmiş ve sâir rivayetlerin Buhârî ve Müslim 'dekilere mu'âraza edemiyeceklerini söyleyerek namaza niyetlenmeden cünûb olduğunu hatırladığını bildiren rivayeti tercih etmişdir.

 

Bâzıları rivayetlerin arasını bulmaya çalışmışlardır. Bunlardan bir takımları hadîsdeki «Tekbîr aldı» sözünü tekbîr almak istedi; şeklinde te'vîl etmiş, bu suretle Sahih-i Müslim ile Buhârî'deki rivayetlerle de amel etmiş olmuşlardır. Diğerleri vak'anın iki defa ayrı ayrı zamanlarda cereyan ettiğine kaail olmuşlardır. Kurtubî bu ihtimâl üzerinde durmuş, Nevevî bunun en akla yakın olduğunu söylemişdir. îbni Hibbân dahî «Sahîhinde Ebu Hureyre ile Ebu Bekre (Radiyallahû anhûma)'dan biribirine muhalif olarak rivayet edilen her iki hadîsi tahrîc ettikden sonra şunları söylemişdir:

 

«Bunlar ayrı ayrı iki yerde vuku bulan iki fiildir. Birinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide çıkarak iftitâh tekbîrini almış; sonra cünub olduğunu hatırlamış ve derhâl oradan giderek yıkanmış; sonra tekrar mescide gelmiş ve cemaata namazı yeniden kıldırmışdır. Diğerinde namaza niyetlenmek için ayağa kalktığı sırada cünûb olduğunu hatırlamış ve niyetlenmeden evine giderek yıkanmış; sonra dönerek cemaata namazı kıldırmışdır...»

 

İbni Hibbân şu suretle iki hadîs arasında hiç bir tezâd kalmadığını söyledikden sonra Hz. Ebu Bekre'nin: «Cemaata namaz kıldırdı.» sözünü «Yeniden iftitâh tekbîri alarak cemaata namaz kıldırdı.» mânâsına te'vîl etmiş; bu sözü «Namaza bıraktığı yerden devam etti.» mânâsına almanın imkânsız olduğunu beyân etmîşdir.

 

îmam Mâlik, Ebu Bekre rivayetinin namazın esâsına muhalif olduğunu görünce: «Bu fiil Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e mahsustur.» demiştir. Bâzıları ashâb-ı kiramın tekbîr alarak namaza niyyetlendikden sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i beklemelerini imam Mâlik'in amel-i kalîl saydığını, binaenaleyh caiz gördüğünü rivayet etmişlerdir.

 

Bu rivayetlerde zikri geçen ikaamet lâfızlarından dâima namaz için getirilen ikaamet kasdedilmişdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yıkanıp döndükten sonra namaz için tekrar ikaamet getirilip getirilmediği hususunda sahîh bir rivayet yokdur. Getirilmiş olsa her hâlde nakledilirdi.

 

Kaadî Iyâz diyor ki: «Bu hadîsin muhtelif rivayetleri şöyle birleştirilir : Hz. Bilâl (Radiyallahu anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ne zaman namaza çıkacağını gözetir ve onun çıktığını kimse görmeden yahut pek az kimseler ile birlikde görür çıkar çıkmaz ikaamet getirirdi. Cemâat ise Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i görmeden ayağa kalkmazlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemâat saflarını iyice düzeltmedikçe mihraba geçmezdi. Gerçi Ebu Hureyre Hazretlerinin rivayetinde: «Cemâat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıkmadan önce saflarını tutarlardı» denilmişse de ihtimâl bu hâl yâ cevazı bildirmek için yâhutda bir özür sebebi ile bir veya iki defa vâki olmuşdur. Ve caiz ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın :

 

«Beni görmedikçe kalkmayın!» buyurması bundan sonra olmuşdur. Ulemânın beyânına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)i görmeden ayağa kalkmanın cemaata menedilmesi uzun müddet ayakta kalmasınlar diyedir. Bir de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir şey ârız olup da uzun zaman gecikmesi mümkündür.»